Haytalya Tramisu Ballı Gemici Böreği Şeyh-ûl Mahşî Doyuran Pasta

Şeyh-ûl Mahşî

Ana Yemekler / 29 Haziran 2015

Son Yazılar

Lucina Cafe

Sitemi açmaya karar verdiğim zaman yani bundan tam 5-6 yıl önce, başta aile çevrem olmak üzere pek çok kişi internet ortamının güvenilir olmadığından bahsetmiş ve kendilerince uyarmıştı beni.

Korkmadım, evet korkmadım çünkü uzun süredir takip ettiğim insanlar vardı ve hepsi düzgün aile yapısına sahip, saygın kişilerdi. Şimdi onun da doğruluğundan nasıl emin oldun diyenler olabilir. Bir kimse bence o kadar uzun süre yalan söyleyemez.

Lucina Cafe

Neyse, içine girdikten sonra sosyal medyanın büyüsüne ben de kapılıp gittim ve bu günlere kadar geldim. O kadar ki sabahları gazete okur gibi tweet okuyarak kahvaltı eder oldum.

Belki de şansıma hep güzel insanlarla karşılaştım. Pek çoğu gencecik, pırıl pırıl, girişimci, iş sahibi. Hepsini sevdim. Ama sanırım yapım gereği biraz çılgın olanları daha fazla sevdim. Tecrübelerimden biliyorum ki, deli dolu olanlar daha doğrucu ve sahici oluyor sanki. Yanlış anlaşılmasın sakin yapılılar gerçek değil anlamında demiyorum. Yani bu tip insanlar açık bir kitap gibi çözmeye çalışmıyorsun, ne demek istedi diye düşünmüyorsun. Çünkü ne demek istiyorsa zaten bunu dolaylı değil açıkça yüzüne söylüyor.

İşte bana göre Burcu böyle biri.Yarı çılgın çokça akıllı, ayakları yere sağlam basan bıcır bıcır genç bir girişimci Miya Pr sahibi. 🙂 Lucina Cafe’yi kulağıma ilk fısıldayan kişi o yani.

Lucina Cafe

Lucina Cafe için davet gelince hemen kabul ettim. Bu mekanı twitter ortamından takip ediyor ve merak ediyordum. Ataşehir’de sakin huzurlu, trafikten arınmış bir yer. Yani bazen kalabalıktan kaçmak istediğimizde belki de özleyip, arayıp bulamadığımız bir ortam. İç tasarımı tek düzelikten uzak. Huzurlu, derinden hafif bir müzik eşliğinde ister kapalı ister açık mekanda kahvaltı edip, yemeğinizi yiyebileceğiniz bir yer.Ben izleyemedim ancak TV’de oynayan bir kaç dizinin bazı cafe çekimleri bu mekanda yapılmış.

Mekanda iş toplantısından, parti organizasyonuna kadar her planı yapabilirsiniz.Her durum için ayrılmış bir bölümleri var.Biz brunch yaparken yan tarafta camla ayrılmış bölümde iş toplantısı yapan bir grup vardı mesela.

Bu arada Lucina, Roma Mitolojisinde doğum tanrıçası yani bebekleri ışığa getiren anlamına geliyormuş. Kendi de henüz bir yaşında bir bebek. Ama gördüm ki işletmesinden, servis elemanına kadar herkes bu bebeği en sağlıklı biçimde büyütmeye son derece hevesli ve kararlı.

Lucina Cafe

Bazı arkadaşlarım gibi bir mekan tanıtımını, yeri şurada, menüsü bu, fiyatları bu diye yazmayı aslında çok istiyorum.Ancak bunu yapamıyorum.Mutlaka gittiğim mekanlarla duygusal bir bağ oluşturuyorum.Bu tıpkı şey gibi, hani ilk olarak birisiyle tanıştığınızda ondan ilk etapta hoşlanır ya da hoşlanmazsınız ya öyle bir şey işte.Ön yargı değil asla, şu son günlerin trend cümlesi aslında ” elektrik almak” 🙂

Örneğin dışarı çıktığımda, bulunduğum mevkide, bir dinlenme ihtiyacı duyarsam gittiğim belli yerler vardır.Tek başıma veya arkadaşlarım ile çay, kahve içip yemek yemek istediğim. Ataşehir için de bu mekan listeme girmiş oldu.

Çok güzel bir ortamda, son derece şık ve lezzetli bir brunch sonrası tatlımızı yiyip, kahvelerimizi yudumlarken, güzel dostluklar da kurduk.Mekanın işletmecisi Gamze Hanım gelen misafirlerinin Bademli Somonu son derece beğendiklerinden bahsetti.Ben yemedim ancak aklımda, mutlaka tekrar gidip deneyeceğim.

Siz siz olun bir gün sakin, huzurlu bir gün geçirmek isterseniz, kitabınızı alıp gidin Lucina Cafe’ye. Şehrin gürültüsünden, karmaşasından saklanın bırakın insanlar sizi biraz arasın. Siz Lucina’nın kollarında doyasıya huzuru yaşayın.

Sevgiyle….

PepsiCo Patates Hasadı Öğrendiklerim

Bir önceki yazımda yediğimiz, içtiğimiz, gördüğümüz güzellikleri paylaştım sizlerle. Gelelim öğrendiklerimize. Bu etkinlik sonrası benim patatese olan bakışım değişti dersem yalan söylemiş olmam doğrusu. PepsiCo Hasatta Alt tarafı patates deyip geçtiğimiz, ne yemek yapsak dediğimiz anda imdadımıza koşan, joker görevini üstlenerek soframıza, patatesli yumurta, patates kızartması, etli patates, patatesli börek, püre, kremalı patates ve bunun gibi sayısız şekle dönüşerek gelen o bereketli yiyecek.

Meğer tarihin ne kadar eski, uğrunda verilen emek ne büyükmüş. Elimizin altında olmasına alıştığımız, her evin olmazsa olmazı olan o patatesin geçmişi 150 yıl öncelere dayanıyor.

Ülkemize doğu bölgelerimizden giriş yaptığı biliniyor. Buğday ve pirinçten sonra en çok tüketilen gıda olarak yerini koruyor. PepsiCo Hasatta Patates hakkında öyle çok şey öğrendim ki, PepsiCo Sürdürülebilir Tarım Projesinde  örneğin; dünyada her yıl 375 milyon ton patates tüketiliyormuş. Bu dünya nüfusu ile orantılandığında yılda kişi başına 40 kg patatese denk geliyormuş.

Kuzeyde yetişen bir patates çeşidi ile güneyde yetişen aynı çeşit, bütünüyle farklı özellikler sergileyebiliyormuş.

Türkiye Avrupa bölgesindeki patates kalitesinde en iyi ilk 6 içinde yer alıyor ve ilk 3 girmeyi hedefliyormuş. Gaziantep, İzmir- Kınık, Kahramanmaraş-Elbistan, Adapazarı, Amasya, Tokat-Erbaa, Yozgat, Adıyaman, Aydın-Söke, Şanlıurfa, Aksaray, Isparta ve Çorum PepsiCo’nun son beş yıl içinde cipslik patates tarımına kazandırdığı şehirlerdenmiş. PepsiCo Hasatta   PepsiCo İle Patatesin Aşkı Nasıl Oluyor?

Şöyle oluyor PepsiCo Türkiye’nin 18 şehrinde 3400 hektar tarımsal alanda, kendi üretiminde kullanılmak üzere cipslik patates üretimi yapıyor. Bu üretim 27 tedarikçi aracılığıyla ve 350’den fazla çiftçiyle gerçekleşiyor.

PepsiCo böylece Türkiye’de üretilen cipslik patatesin %75 i ve endüstriyel patatesin %19 unu satın almış oluyor. Anlaşmalı olduğu çiftçiye ürününü alma garantisi taşıyan antlaşmayla, tohumdan, gübreye, hasattan, nakliyeye kadar üretimin her aşamasında destek verip kontrolü sağlıyor.

Bunun neticesinde kaliteli ürüne ulaşıyor ve işliyor. Hatta çıkan atıkları da, 2008 yılından bu yana biyogaza dönüştürerek, gaz jeneratörlerinde elektrik ve ısı enerjisine çevirip fabrikanın ve patates depolama tesisinin (2013 yılından bu yana) %44 lük enerji ihtiyacını karşılıyor. Yani sonuç (0) atık. İnanılmaz değil mi?

Bunun yanında, patates üretim alanlarında kullanılan düşük basınçlı sulama sistemleriyle, bir kamyon damla sulama ekipmanı ile otuz beş kamyon makro yağmurlama ekipmanlarının yapacağı işi yaparak su tasarrufu sağlıyor.

O paketi açıp çıtır çıtır yemeye alıştığımız cipslerde ne çok özen ve emek olduğunu öğrendikçe, paketi açmadan önce kucaklamak geliyor insanın içinden.

Her paketin üzerinde ki etiketten, hangi ilden, hangi tarladan, hangi tarihte toplanıp işlendiği bilgisine sahip olmaları da beni çok etkiledi. Anladım ki onlar sadece o cipslerin hangi mideyi şenlendirdiğini kontrol edemiyorlar. Onun dışında tohumdan, pakete girdiği zamana kadar her aşama son derece titiz bir çalışma ve kontrol ürünü.

Bu tadı damağımda kalan etkinlikte emeği geçen herkese candan gönülden teşekkürler.Elinize, emeğinize, yüreğinize sağlık.

Sevgiyle…

PepsiCo Patates Hasadı Gördüklerim

Bu yazı bilimsel bir tanıtım yazısı mı olmalı yoksa tamamen bu etkinlikte yaşadığım güzel deneyimleri mi içermeli bilemedim. O nedenle gördüklerim ve öğrendiklerim şeklinde ikiye bölmeyi tercih ettim. Bu bölüm gördüklerim. 🙂

2009 yılından bu yana sayısız etkinliğe katıldım, pek çok marka tanıdım, hiç birisinin hakkını yemek istemem ama beni en çok etkileyen PepsiCo etkinliği oldu.

PepsiCo Hasatta

Geçen sene düzenlediği etkinliğe davet almamış ve gerçekten çok üzülmüştüm. Katılan arkadaşlarımı büyük bir hayranlıkla takip etmiş, yanlarında olamasam da olduğum yerden, etkinliğin içindeymişim gibi her deneyimlediklerini büyük bir iştahla okumuştum. Bu sene ki etkinliğe davet aldığımda ne kadar mutlu olduğumu bu durumda tahmin edebilirsiniz.

Bu muhteşem bir deneyim olacaktı benim için. Bu büyük marka hakkında geniş bir bilgiye sahip olacağım gibi, yeni insanlar tanıyacak olmak da çok heyecan vericiydi. Çünkü her yeni insan yeni bir bilgi demekti.

PepsiCo Hasatta Kayseri'de Kahvaltı

Davetin Ankara’lı Mühendisimin doğum gününe denk gelmesi ayrıca ondan çok bana, iyi ki bu çocuğu doğurmuşsun hediyesi gibi oldu. 🙂

Sabahın erken saatlerinde uçuş için havalimanında toplanmaya başlamak ile patates hasadı maceramız başlamış oluyordu. Kayseri Havalimanına indiğimiz andan itibaren PepsiCo ‘nun sevgi dolu kolları arasındaydık. Son derece iyi organize edilmiş, her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştü. Kayseri deyince ilk akla gelen sucuklu, pastırmalı güzel bir kahvaltı sonrası, otelimize ulaşmak için otobüsümüze binip, Uçhisar’a doğru yola çıktığımızda sohbet koyulaşmaya başlamıştı bile.

PepsiCo Hasatta

CCR Otelin muhteşem manzarası ve güler yüzlü personeli tarafından karşılandığımızda manzara kadar otel de etkilemişti beni. Muhteşem bir oda ve Pepsico Türkiye Kurumsal İletişim Müdürü Sayın Didem Şinik’in sevimli güzel notu eşliğinde güzel bir hediye.

PepsiCo Hasatta

En çok hoşuma giden şeylerden biri de kendimizi tanıtan kartlarımızın arkasında saatleri ile tüm programın yazılı oluşuydu.Böylece sırasıyla yapacaklarımızı önceden bilebilecektik. Benim gibi meraklı olanlar için bu çok önemli bir bilgiydi.Emin olun baştan sona o program, yazılı olduğu şekilde, saatlerinde en ufak bir şaşma olmadan tıkır tıkır yürüdü.

PepsiCo Hasatta

PepsiCo ürünlerinin tanıtımını içeren konferans ile devam ettiğimiz etkinliğimizde Sevgili Didem Şinik’in açılış konuşmasını, PepsiCo Agro Teknik Müdürü Sayın Hakan Sarı’nın verdiği  değerli bilgiler ve hepimizin yakından tanıdığı çok değerli şef Aydın Demir’in patatesin geçmişi hakkında anlattıkları takip etti.

PepsiCo Hasatta

Bu değerli insanları dinledikçe ve yapılan işe verilen değeri gördükçe insan gerçekten hayran kalıyor. Yapılan işe verilen değer, saygı, bir çatı altında çalışanların birbirine olan güven ve saygısının bu kadar yüksek oluşu sonsuz bir hayranlık duygusu yaratıyor.

PepsiCo Hasatta

Öğle yemeği için yerimizi aldığımızda değerli şef Aydın Demir’in elinden çıkan lezzetleri tadacak olmak da ayrıca bir özel hissettiriyor insana kendini.Yemeklerin hepsi birbirinden lezzetli olmakla beraber en son yediğimiz incir telemenin üzerinde ki çikolataya bulanmış cipsin şaşırtıcı tatlı tuzlu uyumu beni ayrıca mutlu etti.

PepsiCo Hasatta Konferans sonrası Şefim Aydın Demir’in önderliğindeki dip sos workshopu eğlencenin, kahkahanın ve gizli bir rekabetin tavan yaptığı anlardı. 🙂

PepsiCo Hasatta

Kullanmamız için sunulan sayısız malzeme eşliğinde kendi damak zevkimize uygun dip soslar yarattık.Benim yaptığım dip sosun herkes tarafından çok beğenilmesi ve hatta Didem Hanım’ın ‘’sizi bir yemek blogeri olarak haksız rekabeti önlemek adına diskalifiye etmeliyiz’’ söylemi çok mutlu etti.

PepsiCo Hasatta

Sertifikalarımızı da aldıktan sonra sıra kısa bir Kapadokya turuna gelmişti.Rehberimiz Cem Bey’in verdiği bilgiler eşliğinde, kısa bir tur sonucu Ürgüp’de aldık soluğu.Ürgüp’ün ünlü neyi varsa merkezde dağılarak keyfimize göre küçük alışverişler yaptık.Bu alışverişte çoğunluğun elinde sütte kavrulmuş kabak çekirdeği bulunuyordu.

PepsiCo Hasatta

Gün akşama dönerken, Kapadokya’nın inanılmaz manzarası eşliğinde otobüsle otele dönüş yolunda küçük şekerlemeler yapan arkadaşlar, gece katılacağımız Türk Gecesi için güç toplamaya başlamıştı bile. Ben bu etkinliğin her dakikasından ayrı keyif aldığım ve hiçbir anını kaçırmak istemediğim için cin gibi gözlerle, eşsiz manzarayı hafızama kaydederek yola devam ettim.

PepsiCo Hasatta

Otele dönüp, kısa bir mola ve geceye hazırlık sonrası Yaşar Baba Restoran’da yerimizi aldığımızda ortamın Japon ağırlıklı turist kafilesi şaşırtıcıydı. Onların izlemek, nasıl eğlendiklerini görmek bence çok daha eğlenceliydi. Semazenlerle başlayan gece, tavandan inen tüpün içinden çıkan dansöz ile son buldu. Değişik bir gece, güzel deneyimler, yorucu ama bir o kadar etkileyici günün sonunda odalarımıza çekildik.

PepsiCo Hasatta

Sabah çok erken saatte kalkıp havalanan balonları izleme hevesiyle yattım.Gece 04:30 da hızla yağan yağmur ile uyandığımda, rüzgarın da etkisiyle balonların iptal edildiğini tahmin etmek çok da zor olmadı. Yine de uyumaktan ziyade odamda çayımı yudumlarken Kapadokya’da günün doğuşunu seyretmek, o eşsiz manzara karşında oturmak büyük bir keyifti.

PepsiCo Hasatta

Sabah enerjimiz tekrar yerine gelmiş bir şekilde kahvaltımızı ettik.Tabii üzerlerimizde tulumlarımız, ayaklarımızda çizmelerimizle. 🙂 Kahvaltı sonrası tarlaya yol alırken birbirimizin tulumlu ve çizmeli halleri üzerine çok güldük.

Tarlaya ulaştığımızda o göz alabildiğine açıklıkta, ellerimizle patates sökmek, o yaşayan eşsiz ama son derece mütevazi lezzeti, toprağın içinde yaşarken görmek mutluluk vericiydi. Bütün bunları bir sonra ki yazımda paylaşacağım.

Tarladan dönüşe geçildiğinde bu güzel etkinliğin bitiyor olması güzel bir rüyadan uyanmak gibiydi.Biraz buruk, biraz yorgun çokça mutlu.

Sevgiyle…

Nevzine Tatlısı ( Kayseri Tatlısı)

Bayramları  sevmediğimi ancak bunun hazırlık yapmama mani olmadığını biliyorsunuz artık.Ama nedense, belki de olaya çok sıcak bakmadığımdan  hazırlıklar hep geç saatlere sarkıyor.Bu arada uzun zamandır da tatlı yemiyorum.Verdiğim bir kaç kiloyu almamak adına yapmıyorum da. 🙂NevzineEv halkının bu durumdan memnun olduğunu söyleyemeyeceğim tabii ki.Ne zamandır akşam yemek sonrası gözlerimin içine ağlamaklı bakan babangama, bayramın da gelmesi nedeniyle fazla dayanamadım.

Takip ettiyseniz biliyorsunuzdur, geçtiğimiz hafta sonu Pepsico’ nun patates hasatına davetliydim.Kalabalık bir grup Kayseri’ye uçtuk.Oradan da Kapadokya’ya patates hasatına gittik.Bu geziyi sizlere ayrıntılı olarak yazacağım yakında.Kayseri’de yediğim, oraya özgü Nevzine tatlısını ev halkına da tattırmak adına bu bayram yapmak istedim.

Kayseri’li arkadaşlarıma saygısızlık olmasın, ancak biraz bilgi vereyim.Kayseri’de kullanılan tabir Nevzine yapmak değil ” Nevzine Basmak”mış. Hazırlanan tatlı hamuru tepsiye bastırılarak serildiğinden bu tabir kullanılıyormuş.Şerbetli bir hamur tatlısı olmasına rağmen, bu tatlıyı diğer şerbetli tatlılardan ayıran özellik, şerbetinin pekmezle hazırlanıyor olmasıymış.

Ama isterseniz siz de benim gibi pekmez kullanmadan şerbetleyebilirsiniz.Zaten Kayseri’de iki türlü de yapılıyormuş.Özel günlerde yapılan bir tatlı olma özelliği taşıdığından, bayramlarda, çok özel misafirlere ikram ediliyormuş.

Bunun yanı sıra, erkek doğuran gelinlere, kaynananın eliyle Nevzine tatlısı yedirmesi de adettenmiş. Eskiden yapılan, bilinen pek çok adet gibi bu adet de yavaş yavaş kaybolmuş.Kayseri’de tatlının üzerine Antep fıstığı dizilerek yapılanına Necmiye Hanım tatlısı deniliyormuş.Bunu uygulayan Necmiye Postağası Kayseri’li bir kadın girişimci olup bu tatlıyı Obama’ya bile sevdirmiş. 🙂

Nevzine